Партнерка на США и Канаду по недвижимости, выплаты в крипто

  • 30% recurring commission
  • Выплаты в USDT
  • Вывод каждую неделю
  • Комиссия до 5 лет за каждого referral

M. Şevket Esendal

(Bir Kucak Çiçek, İstanbul, 1984)

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: kanepe, baston, şımarık, itimat, maliyet, balgam, kusmak, pejmürde, pabuç ve istikamet kelimelerinin anlamlarını sözlükten bulunuz. Şımarık, istikamet, kusmak ve pejmürde kelimelerini cümle içinde kullanınız.

b) Deyimler, gruplar: asabı bozulmak ve bağdaş kurmak deyimlerinin anlamlarını sözlükten bulup bu deyimleri cümle içinde kullanınız.

B. Metnin incelenmesi

1. Hüseyin Efendi’nin en büyük zevki nedir?

2. Köpeğe Hüseyin Efendi, niçin kızmıyor?

3. Hüseyin Efendi köpeğe niçin teşekkür ediyor?

4. Köpeğin eğitilmiş olduğunu nereden anlıyorsunuz?

5. Hüseyin Efendi, yanına oturan kişilerin hangi davranışından rahatsız oluyor?

6. Okuduğunuz parçadan nasıl bir sonuç çıkardınız?

C. Dil ve anlatım

Şu bastonu al da biz de oturalım babalık! Başkalarına, yukarıda olduğu gibi hitap etmek, görgü kurallarına uyar mı?

Hüseyin Efendi’nin ‘Biz insanlar, terbiyesi en güç hayvanlarız’ diye söylenmesinin sebebi nedir?

НЕ нашли? Не то? Что вы ищете?

Parçada, bir bakıma hayvan ve insan karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak insanların, bazen ahlâk kurallarını çiğnediği gösterilmiştir.

Yakın çevrenizde ahlâk kurallarına aykırı davranan kişileri görüyor musunuz?

Sizce, yanlış davranışlar nasıl düzeltilebilir? Tartışınız.

D. Tür ve Şekil

a) Hikâyemizdeki olay, başlangıçtan sonuca doğru giden bir olayın bir anlık zaman dilimidir. Hikâyeler: çoğunlukla, o bir anlık zaman dilimi içerisindeki insanı anlatmayı, incelemeyi amaç edinirler. Bu parçada olduğu gibi herhangi bir hayvan, bir şey de hikâye konusu olabilir.

b) Okuduğunuz hikâyede bazen bir hayvanın bile insana yakışır şekilde davranabildiği görülmektedir. Bu da terbiyenin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

E. Yazar hakkında bilgi

Memduh Şevket Esendal ()

Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerindendir. Hikâyelerinde olağanüstü olaylar yoktur. Herhangi bir günlük olayı, hayatta olduğu gibi-ayrıntılara girmeden; ilgi çekici bir anlatımla ortaya koyar. Ressam ve musikişinastır. Yazar ısrarla hikâye ve roman türleri üzerinde çalışmıştır.

Eserlerinden Bazıları: Ayaşlı ve kiraciları (1934 Roman), Temiz Sevgiler (Hikâye 1965), Ev ona yakıştı (Hikâye 1972).

F. Перевести на турецкий язык:

отдыхать, наблюдать (лицезреть, любоваться), вновь появиться, помогать кому-либо, приходить в голову (на ум), привлекать взгляд, начинать нервничать, следить за чем-либо.

Derse Hazırlık

1. Tatlı dilli olmak ne demektir?

2. İnsanların tatlı dilli olması, yaşadıkları topluma neler kazandırır? Anlatınız.

Tatlı dil

Mağaza vitrinlerindeki mankenleri bilirsiniz. Hepsi güler yüzlüdür, içlerinde pek de güzelleri vardır. Ama dilleri olmadığı için soğuk dururlar. Onlar her ne kadar insan benzeri iseler de sahici insanları güzel yapan, sıcak yapan dildir. Ama her dil değil. Dilin de tatlısı olmalı. Allah bir adama her şeyin tatlısını, yalnız dilin acısını verdi mi ne yaparsa kâr etmez. Öylesinin sevimli, cana yakın olmasına imkân yoktur. Çünkü o dil, ağzın içinde her dönüşünde can yakar, kalp kırar, gönül devirir. ‘Dil yarası yaraların en derinidir.’derler. Doğru sözdür. Bıçağın açtığı yara zamanla kapanır; dil yarası, ruhun en gizli yerlerine doğru işler, bir türlü kapanmak nedir bilmez.

Üstelik acı dilin zararı yalnız karşısındakine değildir; kendi sahibini de, dünya güzeli olsa çirkinleştirir. Nice güzel insanlar vardır ki, dilleri yüzünden sevilmezler. ‘Şeytan görsün yüzünü!’ deyip bucak bucak kaçtığımız insanlar hep o cins insanlardır.

Ama tatlı dil öyle mi ya? Yılanı deliğinden çıkarır, derler. Yılan pek insan dilinden anlamaz ama tatlı dilin neler yapabileceğini anlatmak için her halde böyle demişler. Ne kadar öfkeli olursanız olun, tatlı dil sizi yatıştırır. En yapmayacağınız işleri size tatlı dille, güler yüzle yzptırıverirler, ‘Haydi şekerim şunu yapıver!’ demek başka, ‘Kalk şunu yap!’ demek başkadır. ‘Kalk şunu yap!’ dedikleri zaman ‘Ne etsem de yapmasam?’ diye düşünürsünüz. ‘Ne diye yapacak mışım? Mecbur muyum? Başkası yapsın! Hep bize mi yükleniyorlar? Yapmayacağım işte!’ dersiniz. Ortada hiç bir sebep olmasa bile dayatmanın yollarını ararsınız. Eninde sonunda yapmaya mecbur olsanız bile iyi yapmaz, baştan savarsınız. Çünkü bu emir size dilin tatlı tarafından gelmemiştir. Bir de ‘Haydi şekerim, ne olur, şunu yapıver.’dedikleri düşünün. İşleriniz ters gitmişse ‘Bunda evdekilerin ne suçu var?’ diye düşünürsünüz. Ne kadar yorgun olursanız olun, ufak bir zahmetin sizi daha fazla yormayacağına kendi kendinizi inandırmaya çalışırsınız. İçinizden bir kuvvet bu tatlı emri yerine getirmeniz için sizi sanki iteler. Çünkü tatlı dil suratınıza çarpmamış, kalbinize işlemiştir. İnsan kalbi de pek gevrek bir şeydir. Acı dil onu nasıl kırıverirse tatlı dil de onarır. Tatlı dilin emrini, o keyifsiz halinizde yerine getiriverirsiniz.

Şevket Rado

(Eşref Saat)

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: vitrin, manken ve surat sözüklerinin anlamlarını öğrenip bu kelimeleri birer cümle içinde kullanınız.

b) Deyimler, gruplar: tatlı dil, cana yakın, kalp kırmak ve dil yarası deyimlerinin anlamlarını öğreniniz. Cana yakın, kalp kırmak ve dil yarası deyimleriyle birer cümle kurunuz.

B. Metnin incelenmesi

Mağaza vitrinlerindeki mankenlerin soğuk olmasının sebebi nedir? İnsanlarla mankenleri birbirinden ayıran en önemli özellik nedir? Hangi insanlar cana yakın olmazlar? Niçin? Yazara göre, kişilerin bir işi severek yapıp yapmamalılarının sebepleri nelerdir? Acı ve tatlı dilin, insan kalbi üzerindeki etkileri nelerdir? Okuduğunuz parçanın ana düşüncesi nedir?

C. Dil ve anlatım

Bıçağın açtığı yara zamanla kapanır; dil yarası, ruhun en gizli yerlerine doğru işler, bir türlü kapanmak nedir bilmez. Yukarıdaki cümlede geçen dil yarası ve bıçak yarası sözlerini anlam yönüyle karşılaştırınız.

İnsanlar, ‘Şeytan görsün yüzünü!’ gibi sözleri ne zaman ve kimlere karşı kullanırlar?

Tatlı dilin emrini, o keyifsiz halinizde yerine getiriverirsiniz. Bu cümledeki ‘keyifsiz’ sözcüğü hangi anlamda kullanılmıştır.

D. Tür ve Şekil

a) Sohbet; konuşup görüşme havası içinde yazılan yazıdır. Bu türe söyleşi de denir.

b) Sohbetler: konuyu fazla direnleştirmeden, karşımızdakiyle konuşuyormuş gibi samimi bir hava içinde yazılır.

E. Yazar hakkında bilgi

Şevket Rado ()

Yazar; şiir, hikâye ile yazı hayatına girdi, fıkra ve sohbetleriyle tanındı. Sohbetleri, genellikle, gençlere doğru yolu gösteren, yaşama sevinci uyandıran, hayat boyu karşılaşacakları güçlükleri iyimser bir görüşle yorumlayan özellikler taşır. Dili oldukça sade, açık ve anlaşılır bir özelliktedir.

Eserlerinden Bazıları: Eşref Saat, Ümit Dünyası, Hayat Böyledir.

F. Перевести на турецкий язык:

сладкоречивый человек, разбить сердце, злой (поганый) язык, черт бы тебя побрал, доброе слово и кошке приятно, успокоить, быть вынужденным сделать что-либо, внутренняя (неведомая) сила, выполнить приказ (просьбу).

Zadig

İlkin 1748’de yayınlanmış olan bu roman, birkaç kere yeni eklemelerle genişletildikten sonra 1756’da son biçimini almıştır. Eserde, doğruluktan ayrılmayan akıllı bir adamın aklı ve doğruluğu yüzünden başına gelen türlü belâlar anlatılır ve bu vesile ile çeşitli sorunlar ele alınır.

[Zadig, eski Babil’de erdemleri sayesinde vezirliğe kadar yükselir, fakat etrafında uyanan kıskançlıklar yüzünden iftiraya uğrar, canını kurtarmak için memleketinden kaçar. Mısır’da kocası tarafından dövülen bir kadını kurtarmak isterken adamı öldürdüğü için, kanun gereğince, köleliğe mahkûm olup satılır. Bir tüccar olan efendisine aklıyla yardım ederek ona büyük faydalar sağlar, onun mallarını satmak için türlü memleketlere gider. Serendib adasında hükümdara tavsiyeleriyle ettiği hizmet yüzünden büyük bir servete kavuşur. Memleketi Babil’e döner, eski hükümdarın öldürülmüş olduğunu öğrenir, yeniden bir hükümdar seçmek için açılan yarışmayı kazanarak Babil tahtına çıkar ve sevgilisine kavuşur.]

...Nabussan, Asya’nın en iyi hükümdarlarından biriydi. Onunla konuşanın, kendisini sevmemesi güçtü.

Bu iyi hükümdarı daima överler, aldatırlar ve soyarlardı. Hazinelerini yağma eden edene idi. Serendip adasının hazinedarı bu hususta örnek olur, ötekiler bu örneğin yolundan hiç şaşmazlardı. Hükümdarın haberi vardı: Birkaç kere hazinedarını değiştirmişti. Ama hükümdarın gelirlerini biri büyük, biri küçük iki parçaya bölerek daima küçüğünü zat-ı şahaneye ayırıp, büyüğünü memurlar arasında paylaştırmak usulünü değiştirememişti.

Hükümdar Nabussan, derdini bilge Zadig’e açtı:

-Siz ki çok güzel şeyler biliyorsunuz, bana çalmayan bir hazinedar bulmak için bir çare söyler misiniz? dedi.

Zadig:

-Şüphesiz, dedi, size eli uzun olmayan bir adam bulmak için bir usul bilirim ki, insanı hiç yanıltmaz.

Pek memnun olan hükümdar onu kucaklayarak bunun için ne yapmak gerektiğini sordu. Zadig dedi ki:

-Yapılacak iş hazinedarlık görevi için müracaat edecek olanların hepsine oyun oynatmaktır.

Hükümdar:

-Alay mı ediyorsunuz? dedi; hazinadar seçmek için hiç böyle usul mü olur?

Zadig atıldı:

-En becereklisi olacağı hakkında bir şey söyleyemem, ama en namuslusu olacağına hiç şüphe etmeyin.

Zadig, o kadar güvenle söyledi ki, hükümdar, maliyecilerin iç yüzünü anlamak için sihirli bir sırrı olduğunu sandı. Zadig:

-Benim öyle sihirle, büyüyle, işim yok, dedi; harikalar vaadeden kitaplardan ve insanlardan hiçbir zaman hoşlanmadım. Zat-ı şahaneleri teklif ettiği denemeyi yapmama müsaade buyururlarsa, sırrımın dünyanın en basit, en kolay şeyi olduğunu görecekler.

Serendib hükümdarı Nabussan, bu sırrın basit bir şey olduğunu işitince pek şaştı, mucize ile ilgili olduğunu şöyleseler bu kadar şaşırmazdı.

-Pek âlâ, dedi. Bildiğinizi yapın...

Zadig:

-Siz işi bana bırakın, dedi. Bu deneme sizin tahmin edemeyeceğiniz kadar kazançlı olacak.

Hemen o gün hükümdar adına Nabussan’ın hazinedarlığı görevine talip olanların, timsah ayının ilk gecesi, ince ipek elbiseler giyerek hükümdarın huzuruna gelmelerini ilân etti. Oraya altmış dört kişi geldi. Yanındaki bir odaya kemancılar getirmişlerdi; oyun için her şey hazırlanmıştı. Fakat bu odanın kapısı kapalıydı. Oraya girmek için hayli karanlık bir dehlizden geçmek gerekiyordu. Bir hademe, birbiri ardına her adayı gelip çağırıyor ve bu dehlizden geçirerek içeri alıyordu. Adaylar dehlizde birkaç dakika yalnız bırakılıyordu. Sırrı bilen hükümdar bütün hazinlerini o geçide serpiştirmiştir. Taliplilerin hepsi salona gelince hükümdar bunları oynatmaları emrini verdi. Bu derece ağır ve hantal oynayan kimseler asla görülmemiştir; hepsinin başları eğik, sırtları iki büklüm, elleri yanlarına yapışıktı. Zadig içinden: ‘Vay namussuzlar!’ diyordu. İçlerinden yalnız bir tanesi başı yukarıda, gözleri emniyetli, kolları açık, vûcut dik, baldıları sert, çevik adımlar atıyordu. Zadig: ‘Ah dürüst adam!, Mübarek adam!’ diyordu. Hükümdar, iyi oynayan bu adamı kucakladı, onu hazinedar ilân etti. Bütün ötekiler pek haklı olarak cezalandırıldılar ve tazminat ödemeğe mahkûm oldular: Çünkü her biri dehlizde bulunduğu müddet içinde, ceplerini doldurmuştu ve güçlükle yürüyorlardı. Hükümdar, bu altmış dört oyuncu içinde altmış üç tane haydut bulunuşuna insanlık hesabına pek acıdı. Karanlık dehlize ‘Nefsin Arzuları Geçidi’ adı verildi.

Voltaire

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: bilge, hazinedar, sihir, dehliz, baldır, çevik, mübarek, tazminat, haydut ve arzu, göbek atmak, el uzun ve iç yüzü kelimelerinin anlamlarını öğreniniz.

B. Metnin incelenmesi

1. Hükümdar Nabussan, nasıl bir kişiliğe sahiptir?

2. Hükümdar derdi nedir?

3. Zadig, namuslu bir hazinedar bulmak için nasıl bir yöntem kullanıyor? Bu yöntem sonuç veriyor mu?

4. Oyuncuların biri hariç, diğerleri niçin ağır oynamaktadır?

5. Hükümdarlar, hangi özellikleri taşımalıdır?

6. Bu parçadan nasıl bir sonuç çıkarabilirsiniz?

C. Dil ve Anlatım

1. Bir ulusal bilirim ki insanı hiç yanıltmaz. Bu cümledeki usul kelimesi hangi anlamda kullanılmıştır?

2. ‘Onunla konuşanın, kendisini sevmemesi güçtü.’ Yukarıdaki cümlede yer alan güç sözcüğünün eş anlamlısını söyleyiniz.

3. ‘Karanlık bir dehlizden geçiyordu’ cümlesindeki karanlık kelimesinin zıt anlamlısını söyleyiniz.

D. Tür ve Şekil

a) Romanlar, yazarların hayal gücü, sanattaki ustalığı, görgüsü ve bilgisiyle meydana getirilmiş bir yaşantıyı anlatır.

b) Roman ve hikâyelerin plânı aynıdır:

· Serim: Bu bölümde olay, olayla ilgili kişiler ve çevre toplu bir şekilde anlatılır

· Düğüm: Bu bölümde olay gelişir. Kişilerin olayla, yer ve çevreyle olan ilişkileri merak verici bir hâl alır. Bu bölümde gelişme de denir.

· Çözüm: Bu bölümde olay, bir sonuca bağlanır. Merak ve heyecanımız dağılır.

E. Yazar Hakkında Bilgi

Voltaire ()

Fransız yazar. Kendi döneminde zulme adaletsizliğe karşı çıkmıştır. Bütün kötülüklerin, adaletsizliklerin karşısındadır. Eleştirici bir yapısı vardır.

Eserlerinden Bazıları: Candide ya da iyimserlik (1759), Mektuplar (1715-78), Zadig ya da Alın Yazısı (1748).

F. Перевести на турецкий язык:

трудно (невозможно) не любить кого-либо, хвалить кого-либо, обманывать кого-либо, обворовывать кого-либо, быть в курсе дела (знать), метод (способ), шутить над кем-то, сомневаться, понять суть (истину), предоставить дело кому-либо, претендент, вор (воришка).

Derse Hazırlık

1. Nasrettin Hoca hakkında bildiklerinizi söyleyiniz.

2. Bildiğiniz bir Nasrettin Hoca fıkrası anlatınız.

Erkek olan sözünden dönmez

Nasrettin Hoca, komşularından birine misafirliğe gitmiş. İzzet ikramdan sonra sohbet faslına geçmişler. Komşusu bir ara sormuş:

-Hocam, kaç yaşındasınız?

Hoca:

-Altmış yaşındayım, cevabını vermiş.

On yıl sonra aynı komşusuyla yine karşılaşmış. Komşusu muziplik olsun diye aynı soruyu bir daha sormuş:

-Hocam bu sene kaç yaşındasınız?

Hoca hemen:

-Altmış yaşındayım.

-Nasıl olur? On sene önce yine bu yaşta olduğunuzu söylemiştiniz, deyince Hoca:

-Evlât, erkek olan sözünden dönmez, cevabını vermiş.

A. Sözlük Çalışmaları

a) Kelimeler: ikram, sohbet ve muzip kelimelerinin anlamlarını öğrenip bu kelimeleri cümle içinde kullanınız.

b) Deyimler: sözünden dönmek deyiminin anlamını öğrenip bu deyimi cümle içinde kullanınız.

B. Metnin İncelenmesi

1. Nasrettin Hoca misafirlikte nasıl bir soru ile karşılaşıyor?

2. Komşusu, Hoca’ya nasıl bir muziplik yapıyor?

3. Komşusunun, Nasrettin Hoca’dan aldığı cevap karşısında şaşırmasının sebebi nedir?

C. Dil ve Anlatım

1. İkramdan sonra sohbet faslına geçmişler. Dereyi yüzerek geçmişler. Yukarıdaki cümlelerin geçmek eylemlerini anlam bakımından karşılaştırınız.

2. ‘Erkek olan sözünden dönmez’ sözleriyle Nasrettin Hoca neyi anlatmak istiyor?

3. Sizce verilen sözü tutma nasıl bir davranıştır?

D. Tür ve Şekil

a) Nasrettin Hoca, Türk dünyasında nükteleriyle (fıkralarıyla) tanınmış bilge bir kişidir.

b) İki tür fıkra vardır:

1. Gazete Fıkrası: Yazarın, iddia ve ispata girişmeden, günlük olaylar üzerinde görüşlerini açıklamış olduğu gazete ve dergi yazılarına fıkra denir.

2. Nükteli küçük hikâyeler (N. Hoca, Bektâşi, Lâz fıkraları gibi).

E. Yazar hakkında bilgi

Из за большого объема этот материал размещен на нескольких страницах:
1 2 3 4 5 6 7