Партнерка на США и Канаду по недвижимости, выплаты в крипто

  • 30% recurring commission
  • Выплаты в USDT
  • Вывод каждую неделю
  • Комиссия до 5 лет за каждого referral

-Basın hayvanlara!.. Korkmayın ha gayret... Çeyrek saat sonra köye gideriz. Bırakın gemleri!.. Sıkın kendinizi!

Kısa bayırı tırmandıktan sonra, geriden gelen kurt sürüsünü görebiliyorduk tam olarak. Azgın azgın durmadan koşuyorlardı. Ara sıra başlarını göğe kaldırarak uluyor, kar yığınları arasında birer sinek gibi uçuşuyorlardı.

Zavallı hayvanlarımız, artık iyice huylanmışlardı. Geriden gelen ölüm tırpanlarından, ileri doğru bütün hızlarıyla, soluyarak kaçıyorlardı.

Düz bir yoldan bütün hızımızla, koşarken birdenbire keskin bir çığlık koptu ve ihtiyar adam bir anda atından aşağı yuvarlandı.

-Uaay Allah’ım!..

Başımı dehşetle geriye çevirdim. Müthiş, müthiş, müthiş şey..! Bir ceviz büyüklüğünde karlı yoldan koşan ihtiyar birdenbire yere kapaklandı ve az gerisinden gelen kara ve korkunç kurt sürüsü bir anda üzerine üşüştü.

R. Şevki Yeşim

(İçimizden Biri’nden - 1934)

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: mahmuzlamak, çığ, dehşet, üşüşmek ve tırpan kelimelerinin anlamlarını sözlükten bulup bu kelimeleri cümle içinde kullanınız.

НЕ нашли? Не то? Что вы ищете?

b) Deyimler, gruplar: can korkusu, baş göstermek ve çığlık koparmak deyimlerinin anlamlarını öğrenip bu deyimleri cümle içinde kullanınız.

B. Metnin incelenmesi

1. İhtiyarın kekelemesinin sebebi nedir?

2. Kurtların saldırısı atları da etkiliyor mu? Nasıl?

3. İnsanlar, niçin soğuk bir ürperti içindedirler?

4. Kiracılar, hayvanlara nasıl sesleniyor? Sebebi nedir?

5. İhtiyar adamın kurtlar tarafından parçalandığını hangi sözlerden anlıyorsunuz?

C. Dil ve anlatım

a. ‘Korku ne müthiş bir şeymiş! İnsan, bununla bir hayvan haline geliyor! Tıpkı bir dağ, geyiği gibi, bir ceylan gibi ta uzaklardan gördüğümüz ufacık bir avcı sürüsünden, canımızı parçalarcasına kaçıyorduk.’ Yukarıdaki cümlede yer alan benzetmeleri gösteriniz.

b. –‘Haydi gülüm, haydi tosunum, haydi aslanım!’ gibi sözleri, insanlar ne zaman kullanır?

c. ‘Deli gibi koşmak’ sözlerinden ne anlıyorsunuz?

D. Tür ve şekil

1. Okumuş olduğunuz parça Ragıp Şevki Yeşim’in, ‘İçimizden Biri’ adlı romanından alınmıştır. Bu bölümünde, kurtların saldırısı, kelimelerle resim yapar gibi anlatılmıştır. Bu anlatım biçimine tasvir denir.

2. Hikâye ve romanlarda, gerek olay, gerekse canlı ve cansız varlıkların tasvirlerine sıkça yer verilir. Okumuş olduğunuz parçada kurtların saldırısı ve onların saldırısından kaçan insanların durumu tasvir edilmiştir.

E. Перевести на турецкий язык:

кричать сдавленным голосом, удивляться, рьяно (бешено) мчаться, постоянно (без остановки), душераздирающий крик (вопль), «пропал» последний.

1. Aile yıkımı sözü size neyi anlatıyor?

2. Aile yıkımının en önemli sebepleri sizce nelerdir?

3. Çevrenizde aile yıkımı ile ilgili bir olaya tanık oldunuz mu?

Yaprak dökümü

Ali Rıza bey, o akşam son vapura kaldığı için otobüs bulamamıştı. Bu, onun ilk defa başına gelen bir şey değildi.

Şirkette geciktiği akşamlar kırk, elli kuruşu gözden çıkararak bir paraşola binerdi. Ne yapsın, bu, bir meslek mecburiyetiydi. O akşam iskeleden çıkınca dalgın dalgın arabaların durduğu yere doğru yürümüştü. Fakat birdenbire işsiz, aylıksız bir adam olduğunu hatırladı. Artık böyle lükslere hakkı kalmamıştı. Yolunu çevirdi. Üç beş seyyar satıcı, ışportalarındaki son yemişleri bir an evvel satıp gitmek için alabildiğine bağırıyorlardı. Ali Rıza bey, onların önünde biraz oyalandı. Malların en kötüsü ve çürüğü kalmıştı ama fiyatlarda, sabahkine göre, yarı yarıya düşmüştü. Bundan sonra alış verişi bu saatlerde yapmalı idi. Ah niçin bu ince hesaplara daha evvel akıl erdirememişti?

Gittikçe tenhalaşan Üsküdar sokaklarını ağır ağır geçti. Karacaahmet mezarlığının yokuşunu tırmanmaya başladı. Ali Rıza bey oldum olası yolculuğu sevmez. Hele yokuşları karşıdan gördüğü vakit göğsü tıkanırdı. Böyle olduğu halde, bu en yorgun olması lâzım gelen gecede vücudunda garip bir kuvvet duyuyordu. Bir aralık yol kenarındaki taşlardan birine oturmayı düşündü. Fakat buna cesaret edemedi. Bu korku, yolun tenhalığından, yahut etrafındaki mezarlıklardan ileri gelmiyordu. Aksine, her zaman oldukça vehimli bir adam olmasına rağmen, bu gece tehlikenin her türlüsüne karşı içinde büyük bir ilgisizlik ve pervasızlık vardı. Fakat oturup düşünmeye başlarsa selvilerin arasından, etrafındaki gecenin derinliğinden umulmaz bir ümitsizlik gelip çökecek ve bu ümitsizliğin pençesinden bir daha kendini kurtaramayacak sanıyordu.

Ali Rıza beyin evi o gece her zamankinden daha fazla aydınlık gibiydi. Bunu evvelâ uzun müddet karanlıkta yürümüş olmaktan ileri gelen bir kuruntu sandı. Fakat daha fazla yaklaşınca gördü ki bu gördüğü hakikattir. Evinde bu gece anlaşılmaz bir fevkalâdelik vardı. Bahçe kapısı açıktı. İçeride ağaçların arasında fenerler yanıyordu. Daha epeyce uzakta iken Ayşe’nin, ince sesi ile, ‘Geliyor!’diye haykırdığını işitti. Kızları, hatta daha garibi, pek ehemmiyetli bir iş olmadıkça sokağa, bahçeye bile çıkmayan karısı onu karşılamak için sokağa koşuyorlardı. Bunun sebebi neydi acaba? Bu gece bu evin onu her zamankinden karanlık ve sessiz karşılaması gerekmez miydi?

Fevkalâde şaşırmasına rağmen ne Ali Rıza bey bir şey soruyor, ne de onlar bir şey söylüyorlardı.

Ayşe, heyecanla babasının elini yakalamış, acele acele onu içeri götürüyordu.

Nihayet bahçedeki çardağın altına kurulmuş süslü bir sofra başında ona müjdeyi verdiler.

Büyük oğlu Şevket müsabakayı kazanmış, yüz lira aylıkla bir bankaya memur olmuş.

Ali Rıza bey o gün ikinci defa olarak gözlerini gök yüzüne kaldırdı. Bu ne tesadüf Yarabbi! Yüz lira... Hemen hemen kendi kaybettiği aylığa yakın bir para. Savaşırken vurulmuş bir asker gibi kendi düştüğü yerden bir başkasının kalktığını, omuzlarından ağırlığını, elinden silahını alarak çarpışmağa devam ettiğini görüyordu.

Ali Rıza bey, oğlunu en küçük yaşından beri ‘Benden sonra bu ailenin babası sensin; ben ölünce sen benim yerime geçeceksin!’diye büyütmüştü.

İhtiyar adam, oğlunun çelimsiz kumral başını göğsüne çekmiş, gözlerindeki yaşları bir türlü saklayamıyordu. Çocuklar, o güne kadar babalarının ağladığını görmemişlerdi. Hepsi bu yaşları sevinçten iftihardan geliyor sandılar.

R. Nuri Güntekin

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: vapur, şirket, kuruş, paraşol, lüks, oyalanmak, çürük, tenha, vehim, pervasızlık, kuruntu, haykırmak, çelimsiz, kumral ve iftihar kelimelerinin anlamlarını sözlükten bulunuz. Oyalanmak, tenha, vehim, kuruntu, çelimsiz, kumral, ve iftihar kelimelerini kullanarak birer cümle kurunuz.

b) Deyimler, gruplar: gözden çıkarmak, yolunu çevirmek, akıl erdirememek, müjde vermek deyimlerinin anlamlarını öğrenip cümle içinde kullanınız.

B. Metnin incelenmesi

Ali Rıza beyin paraşola binmek zorunda kalmasının sebebi nedir? Ali Rıza beyin özellikle işportacılardan alış veriş yapmasının sebebi nedir? Ali Rıza bey, akşam evine giderken, tehlikenin her türlüsüne karşı niçin ilgisizdir? Ali Rıza beyin evindeki fevkalâdelik nedir? Ali Rıza beye nasıl bir müjde veriliyor?

C. Dil ve anlatım

a. Fakat birdenbire işsiz, aylıksız bir adam olduğunu hatırladı. Bu cümledeki işsiz, aylıksız bir adam sözlerinden ne anlıyorsunuz?

b. Ali Rıza bey, oğlunu en küçük yaşından beri ‘Benden sonra bu ailenin babası sensin; ben ölünce, sen benim yerime geçeceksin!’ diye büyütmüştü. Yukarıdaki cümlenin ne anlama geldiğini sınıf içinde tartışınız.

c. Çocuklar, o güne kadar babalarının ağladığını görmemişlerdi. Hepsi, bu yaşları sevinçten, iftihardan geliyor sandılar. Bu sözleri açıklayınız.

D. Tür ve şekil

a) Reşat Nuri’nin Yaprak dökümü romanından bir bölüm okudunuz. Bu romanda Reşat Nuri Güntekin bir aile faciası (yıkımı), bir memur ailesinin gelir darlığı ve ahlâk düşkünlüğü içerisinde parçalanıp çöküşünü, ustalıklı bir dille anlatıyor. Toplumsal yönü ağır basan bir roman. Eski görenek ve ahlâk anlayışına bağlı kalan bir küçük bürokratın, değişen sosyo-ekonomik koşulların belirlediği yeni hayatını yadırgaması başarıyla sergileniyor.

b) İnsanların başlarından geçen veya geçebilecek olan olayları, yer ve zaman bildirerek anlatan uzun yazılara roman denir.

c) Hikâyelerde olsun romanlarda olsun, şu temel öğeler bulunur: Olaylar, kişiler, çevre ve fikirler.

E. Yazar hakkında bilgi

Reşat Nuri Güntekin ()

1889’da İstanbul’da doğdu. Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi. Liselerde öğretmenlik, müdürlük, Millî Eğitim Müfettişliği, Paris Kültür Ataşeliği yaptı. UNESCO’da Türkye’yi temsil etti. Reşat Nuri Güntekin, Türk edebiyatının ünlü roman, hikâye ve tiyatro yazarlarından biridir. Reşat Nuri Anadolu halkının yaşantısını, problemlerini, duygularını, inançlarını sade bir dille anlatır. Çalıkuşu romanı ile ünlü artmıştır. Çalıkuşu romanındaki Feride, halkımızı aydınlatmak için sembol bir kahraman olarak tasarlanmış ve İstanbul ile taşrayı birbirine kaynaştırmak gibi bir rol üstlenmiştir.

Eserlerinden Bazıları: Çalıkuşu, Kan davası, Yaprak dökümü, Yeşil gece, Damga, Gökyüzü, Bir kadın düşmanı, Akşam güneşi.

F. Перевести на турецкий язык:

Случаться (происходить) с кем-либо, иметь право на что-либо, не понять чего-либо (не догадаться), чувствовать (ощущать) неведомую силу, голубая меланхолия, сообщить радостную весть, воспитывать, слезы радости и гордости.

1. Vasiyet sözünden ne anlıyorsunuz? Vasiyetle ilgili bir anınız varsa anlatınız.

2. Sizce büyük insanların ortak özellikleri nelerdir?

Babamın vasiyeti

Hayatımın on dördüncü kışına giriyorum. Askeri lisenin en tembel öğrencisiydim. Yalnız, matematiğe doğuştan bir yeteneğim şiir ve edebiyata da tutkulu bir isteğim vardı. Matematikle ilgili dersler tembelliğime engel değildi. Çünkü problemleri yorumlamadan çözüyor, teoremleri yorumlamadan ispat edebiliyordum. Şiire, edebiyata dair kitaplardan büyük bir zevk aldığım için bunları okumaktan hiç bıkmaz, usanmazdım. Diğer derslere gelince, bunlar, o zamanın pedagojisine göre, ezberciliğe dayandığından bunlardan da sıkılır, tiksinir ve fırsat buldukça kaçardım.

Babam, o zamanın başka babalarına pek benzemezdi. Dindarlıkla hür düşünüşü nefsinde birleştiren bu zat, batıl fikirlerin eskilerinden de, yenilerinden de kendini kurtarabilmişti. Daha yedi, sekiz yaşlarında iken, Şah İsmailleri, Aşık Keremler’i okuyup ağladığımı işiten bir dostu, beni bu aşk kitaplarını okumaktan men etmesini, bunların yerine ciddi kitaplar okutmasını tavsiye etmişti. O:

-‘Bir çocuk, hangi kitapları anlar ve zevk alırsa onu okuyabilir. Anlamadığı, hoşlanmadığı kitapları zorla okutursanız, kitaplardan nefret eder.’diye cevap vermişti. Gerçekten ben, zevk aldığım kitapları okumakta serbest bırakıldığım için âşık kitaplarından tiyatro ve hikâye kitaplarına, onlardan sonra sade şiirlere ve romanlara, daha sonra edebi eserlere, nihayet tarihî, ilmî ve felsefî kitaplara kadar çıkabildim.

Babam, beni okumalarımda serbest bırakmakla beraber, psikolojik anlarda, ruhta yeni melekeler meydana getirecek kuvvetli tesir yapmak fırsatını da kaçırmazdı. Bir akşam mektepten eve dönünce onu çok üzülmüş ve tasalı bulmuştum.

Beni görünce:

-‘Gel! Sana çok kederli bir haber vereceğim.’dedi. Çok ağlayacak, çok matem tutacaksın! Bu gün senin ve bütün arkadaşların için büyük bir matem günüdür. Çünkü en büyük hocanız ve milletin büyük adamı Namık Kemal vefat etti...

Namık Kemal’i eserleriyle, hatta yasak edilmiş ve basılmamış eserleriyle tanırdım. Fakat, böyle en büyük hoca ve en büyük adam olduğunu bilmiyordum. Babam bana onun mücadelelerini, gayretlerini, uğradığı zulümleri, gösterdiği kahramanca mukavemetleri acıklı ve üzgün bir dille anlattı, ve dedi ki:

-İşte, sen bu adamın arkasından gideceksin. Onun gibi vatanperver, onun gibi hürriyetperver olacaksın!

‘Telkin’in zamanı ve tarzı iyi seçilmişti. Bu sözler o kadar tesirliydi ki, ruhumda âdeta yeni bir meleke, o zamana kadar bilinmeyen mefkûre melekesi meydana getirdi. Bu andan itibaren şuurlu bir hürriyetperver gibi düşünmeye, hürriyet, vatan, millet mefkûrelerini her şeyin üstünde görmeğe başladı*****hum, yaratıcı bir hamle ile birdenbire değişti.

Ziya Gökalp

A. Sözlük çalışmaları

a) Kelimeler: tutku, teorem, usanmak, pedagoji, tiksinmek, zat, batıl, ruh, meleke, psikolojik, keder, matem, mukavemet, telkin, şuur, mefkûre, uyanık, hamle kelimelerinin anlamlarını sözlükten bulup defterinize yazınız. Meleke, mukavemet, mefkûre ve şuur kelimeleriyle birer cümle kurunuz.

b) Deyimler, gruplar: arkasından gitmek, serbest bırakmak, zevk almak sözlerinin anlamlarını öğreniniz. Bu sözlerle birer cümle kurunuz.

B. Metnin incelenmesi

1. Yazarın, lise yıllarında en sevdiği dersler hangileridir? Niçin?

2. Yazarın, bazı derslerden sıkılmasının sebebi nedir?

3. Yazarın babası nasıl bir kişiliğe sahiptir?

4. Babasının hür düşünceli bir insan olması, yazarı nasıl etkiliyor?

5. Babasının söylediği sözler, yazara için tesir ediyor?

C. Dil ve anlatım

a. ‘Babam beni okumalarında serbest bıraktı’ cümlesindeki ‘serbest bırakmak’ sözü ile ellerini bırakmak sözü arasında bakımından nasıl bir fark vardır?

b. ‘...Milletin en büyük adamı Namık Kemal vefat etti’ cümlesindeki büyük adam sözü ile ‘Küçük çocukla büyük adam yanyana durmuştu’ cümlesindeki büyük adam sözleri arasında anlam bakımından bir fark görebiliyor musunuz?

c. ‘Telkinin zamanı ve tarzı iyi seçilmişti’ sözleriyle anlatılmak istenen nedir?

D. Tür ve şekil

a. Ziya Gökalp’ın lise yıllarına ait bir hatıra (anı) okudunuz. Yaşanmış olaylar duyurmak için yazılan yazılara anı denir. Anı bir yazarın kendi başından geçmiş, kendisinin de karşılaştığı birtakım önemli olayları sanatlı bir dille anlatmasıdır.

b. Bir kimsenin gördüğü, yaptığı, düşündüğü şeyleri ve tanık olduğu olayları anlatarak yazdığı eser de anı, anılar, hatıralar adını alır.

E. Tartışma

Büyük olarak bilinen bir insanın arkasından gitmek insana neler kazandırır? Tartışınız.

F. Yazar hakkında bilgi

Ziya Gökalp ()

Türkçülük adını verdiği ‘Milliyetçilik’ akımının memlekette yayılıp gelişmesinde öncülük etmiştir. Her meseleyi Türkçülük görüşüyle ele alan bir yazarımızdır. Gökalp şiirlerinde aruz vezni yerine heceyi kullanmıştır. Ona göre fert yerine toplum vardır. Konularının çoğunu folklordan ve Türk mitolojisinden almıştır. Manzumelerinin çoğu didaktik (öğretici) bir nitelik taşır.

G. Перевести на турецкий язык:

Иметь способности (к математике и литературе), доказать теорему, надоедать (наскучить), испытывать отвращение, воспользоваться удобным случаем (при удобном случае), советовать кому-либо, запрещать кому-либо, получать удовольствие от чего-либо.

Derse Hazırlık

İnsanların değişik yerleri görme isteğinin sebepleri nelerdir? Bulunduğunuz yerin tabiî ve tarihî özellikleriyle ilgili neler biliyorsunuz? Semerkant hangi ülkededir? Burada yaşayan halk hangi özelliklere sahiptir? Semerkant’ın tarihi özellikleri hakkında bildiklerinizi söyleyiniz.
Semerkant

‘Ertesi sabah, Svetlana’yı, Taşkent’te bırakarak uçağa bindik ve Semerkant’a doğru yola çıktık. Taşkent ile Semerkant arasında saat başı uçak var. Yolumuz da bir saat bir şey. Taşkent’in sıcağını gönül hoşluğu içinde atlatmış durumdayız. Semerkant’ta sadece bir gün kalacağız, akşam Taşkent’e döneceğiz. Bir gün de, ne kadar sıcak olursa olsun, geçer elbet diyoruz.

Semerkant’ın hava alanında bizi Semerkant Yazarlar Birliği Başkanı karşıladı. Artık Özbekçe’ye alışmışız, çat pat konuşuyoruz. Bir de Rus karı koca var aramızda. Adam ozanmış, karısı da rehber. Kadın Türkçe bildiğini söyledi. Böyle deyince ne sanırsınız ilk önce? Bizim Türkçe’yi bildiğini değil mi? Belki akılsızca bir düşünce ama insan gene de aldanıyor. Kadının bildiği Özbek Türkçesi. ‘Men, sizning, bizning’diye başladı konuşmaya, böylece bizim sevincimiz de yarım kaldı.

Tuhaf değil mi? Semerkant bize serin geldi. Önce hava alanındaki kahvede oturup dinlendik. Yanımızda, bir peykenin üstüne oturmuş çay içip konuşan Özbekler... Bizim köy kahvelerimizi andıran bir görünüş. Sonra oradan kalktık. Otomobille gitmemize rağmen üzerimize sıkıntı çöktü. Güzel, şirin bir otele gittik. Orada Semerkant kartları bulup memlekete postaladık. Öğle vakti olmuştu. Otelin lokantasına indik. Bizim küçük şehirlerimizdeki büyük lokantalar kadar temiz, zevkli bir yer. Duvarlarda Semerkantlı ressamların resimleri. Güzel ve özel yemekler yedik. Yemekten sonra odalarımıza çekilerek, yattık, dinlendik biraz. Öğleden sonra rehber hanım, Yazarlar Birliği Başkanı, hep birden şehri gezmeğe çıktık.

Bu Semerkant büyüleyici bir şehirdir. Gördüğümüz, gezdiğimiz yerleri kısaca anlatayım size. Önce Timur’un eşleri ve çocukları için yaptırdığı mezarlığa gittik. Mezarlık dedimse, bizim mezarlıklar gibi yer gelmesin gözünüzün önüne. Cepheleri mozaik, büyük yapıları ile koca bir mahalleydi burası. Mahalleye uzun ve geniş basamaklı bir merdivenden çıkılıyordu. Her yapının içinde bir yada birkaç mezar vardı. Bu mezarların tümünün kimlere ait olduğu biliniyordu. Dörtgen, beşgen, altıgen yapılar. Pencereleri camsız ve açık elbette. İçerleri serin ve yüksek tavanlı. Mezarları oymalı, işlemeli, duvarları da öyle. Burada bir zamanlar büyük bir uygarlık kurulmuş olduğunu anlıyorsunuz. Yapıların kiminde daha sonraki mimarlık üslûpları kullanılarak eklenmiş hayatlar var. Buralardaki tahta oymacılık pek incelmiştir.

Из за большого объема этот материал размещен на нескольких страницах:
1 2 3 4 5 6 7